10 Aralık 2013 Salı

Doğum izninden döndükten sonrası: Zamanın Hızı

Geçen sene bugün yani 10 Aralık'ta doğum izninden döndüğüm gündü. Takip edenler daha önceki yazılarımdan bilirler, ben doğum iznimin üstüne bir miktar da ücretsiz izin kullandım ve Kavin 9 aylıkken işe döndüm. Aslında 1 yaşına kadar beklemek istiyordum ama biliyordum ki, ben kesin, Kavin 1 yaşına geldiğinde de hiç olmazsa yürüsün 18 aylık falan olsun öyle döneyim işe derdim ve bu süreç uzardı da uzardı...İşte bu huyumu bildiğimden yok dedim kendi kendime, "bu süreci ne kadar uzatırsam o kadar zor gelecek bana". Ben hiçbir zaman çalışmamayı düşünmedim, her ne kadar günlük yaşamda sık sık şikayet edip dursam da ben aslında çalışmayı, sabah erkenden kalkmayı, giyinmeyi süslenmeyi ve işe gelmeyi seviyorum. Hele de anne olduktan sonra bence insanın işi kendine ayırdığı zaman oluyor. Gel gelelim doğum izni yani size çocuğunuzla geçirmeniz için "bir başka güç tarafından tanımlanan sınırlı bir süre söz konusu olunca işte orada bir mutsuzluk başlıyor. İş'te de en çok bunaltan şey bu değil mi insanı. Çalışma saatlerini kendimiz belirleyeceğimiz bir işi istemez miyiz hepimiz? İş'in insanı bunaltan tarafı da bu sınırlamalar, özgürlüğü kısıtlıyor olması değil mi zaten?
Ben kendimi çok iyi tanıdığım için bu süreyi uzatmanın bu işi daha da zorlaştıracağından %100 emin olarak tamam dedim artık işe dönmek zorundasın.
Amaaaa durun 1 dakika, bunu kendime dedim ama bir taraftan da ne fırtınalar kopuyor bende. Tabii bakıyorum internette onca girişimci anne, instagram'da, twitter'da, bloglarda, kendi keyif aldıkları bir iş yapıyorlar, bir yandan da blog yazıyorlar, birbirleriyle buluşuyorlar, 3 ay tatildeler, hıh dedim, işte ben de böyle birşeyler yapmalıyım. Tamam şimdi işe döneyim ama bir iş fikri düşünmeliyim, kendim bir iş yapıp istediğim kadar çocuğumla olabileyim, stresli olmasın, evden de yapabileyim, önce ufak ufak başlarım baktım bu işte gelecek var, istifa eder ve o işi yaparım.
İşe dönmeden önceki haftasonu nasıl stresliydim hiç unutmuyorum, eşime, anneme listeler yapıyorum, sürekli ağlamaklıyım, hatta direk ağlıyorum, işteki insanları düşündükçe öcü gibi geliyorlar :-))) Gelgelelim o gün gelip çatıyor, bir Pazartesi sabahı kalkıp geliyorum işe, herkes neşeyle karşılıyor, hoşgeldin, özlettin, hani resimler, dur daha ilk günün hemen işlere girişme, bir kahve içelim, öğlen bizimle ye, hayır bizimle ye...Sonra bir baktım "amanın uzun zamandır ilk defa pek bir şımartılıyorum", mecburen evden çıkmışım ama pek keyifli bir gün olmuş. O gün çıkınca işten "oooohhh çok şükür korktuğum gibi olmadı" dediğimi hatırlıyorum. Salı günü işe geldiğimde işte asıl iş başlamıştı ama yine mutsuz hissetmedim. hatta evdeki yorgunluktan sonra aslında ben işte hiç yorulmuyormuşum ya diye geçirdim aklımdan. Anne olduktan sonra çalışıyor olmamın en kötü tarafı benim için sabahları evden çıkarken ki o duygu oluyor, biraz daha kalabilsem evde, hani 1-2 saatcik daha evde olsam diye düşünüyor ya insan, işte o...Sonra da şükrediyorum Allah'a ve çenemi ve aklımdan geçenleri kapatıp düşüyorum yollara...Artık haftasonları, bayramlar, resmi tatiller başka anlam kazanıyor, iple çekiliyor, kar yağsın diye tıpkı öğrenciyken olduğu gibi dua ediyorum :-)))
Bir iş fikri bulup evden çalışmalıyım düşüncesi yavaş yavaş uzaklaşıyor benden, başka düşünceler geliyor, mesela çalıştığım üniversiteye yakın bir yere taşınmak- eşim de bunun iyi olacağını söyledi birkaç defa hem de havası temiz olan bir yer olduğundan, sonra bu düşünce de hızla uzaklaşıyor, görüntüye Ankara giriyor sonra, "hıh biz bunu yapmalıyız Ankara'ya taşınmalıyız" diyorum, iki iş bakıp sıkılıyorum, anlayacağınız kamera değişik kareler yakalıyor ama hiçbirine odaklanmıyor henüz :-))) Şu bir gerçek ki, çocuktan sonra çalışan annede bir kurtlanma, bir gün işi sevip bir gün sevmeme, hergün yeni kararlar alıp sonra vazgeçme durumları oluyor ama doğum izni bitip işe döndüğünüzde hayatınız alt üst falan olmuyor, bebeğiniz sizden uzaklaşmıyor, tam tersi akşam siz eve geldiğinizde sevinç çığlıkları atarak, dans ederek ya da kollarını açıp size koşarak karşılıyor...İşte bugün tam bir sene oldu ve ben yine kafamdaki tilkilere ve karar verip vazgeçtiğim milyonlarca düşünceye aldırmadan diyorum ki "Şükürler olsun".
Doğum izni bitmek üzereyken bunu okuyan biriyseniz eğer, bilin ki bebeğinizin sizin hayatınızda yaptığı en büyük değişikliklerden biri- ki bunu işe döner dönmez farkedeceksiniz- siz artık eskiden canınızı sıkan, sizi sinirlendiren insanlara bile bakış açısı değişmiş, onları hiç takmayan hatta neredeyse onları görüş alanınızdan çıkarmış daha sevecen, pozitif ve naif bir insana dönüşmüşsünüz:-)))
Doğum sonrası işe dönüşteki bu süreçte, anne olduktan sonra kendimizdeki değişiklikleri keşfetmek ve yaşamak da çok anlamlı, bunun tadını çıkarmanızı dilerim.

6 Aralık 2013 Cuma

En Yaygın Beş Anne Modeli: Ben hangisiyim acaba?

Annelik psikolojisi ile ilgili birkaç dergi karıştırırken bu yazıya denk geldim "Beş Anne Modeli". Eşim bazı durumlarda bana kızıyor, yahu bizim annelerimiz bizi kitap okuyarak mı büyüttü ne var bunları okuyacak diye. Hak vermiyor değilim, ben de onun gibi düşünüyorum. Ama dikkat etmemiz gereken birşey var ki o da, zaman değişiyor. Benim annem ev hanımıydı örneğin, yani sürekli beraberdik, biz sokakta arkadaşlarımızla oynayabilen bir nesildik, komşularımız vardı, bütün mahalle birbirini tanırdı. İnternet diye birşey yoktu, dolayısıyla bilgisayarla işimiz yoktu, yeni yeni amigalar falan vardı benim dönemimde, kuzenlerim (benden 10-15 yaş büyük olanlar) commodore, amiga alıp oyun oynuyorlardı sadece ve televizyonda önce 1 kanal vardı sonra 1-2 tane daha açıldı. Evimize ilk cep telefonu ben üniversite 1. sınıftayken girdi. Benim ilk cep telefonum üniversite 2.sınıftayken alındı. Evet şimdi bezler var, bez yıkayıp kaynatmıyoruz ama yaşadığımız dünya çok daha karmaşık, eskiden herkesin bir konfor alanı vardı şimdi konfor alanı sadece evimiz gibi birşey oldu neredeyse. Durum böyle olunca ben de okumak, öğrenmek, deneyimleri paylaşmak istiyorum. Sonra yine içimden geleni yani bana göre en doğru olduğunu hissettiğim şeyi yapıyorum ama yeri geliyor okuduğum ya da duyduğum bir tavsiyeyi deniyor ve sonuçtan çok memnun oluyorum.
Örneğin çalışan bir anne olarak başlarda eve geldikten sonra gece yatana kadar kızımla yapışık gibi geziyordum ve bunun gerektiğini onun buna ihtiyacı olacağını düşünüyordum ama yemek yapamamak, yarım saatte olsa kendime zaman ayıramamak da beni strese sokuyordu, sonra okuyup araştırarak uzun zaman geçirmek değil de kaliteli zaman geçirmek hedefini benimseyince yaşam kalitemiz inanılmaz değişti.
Yani okumaktan zarar gelmez diyorum ve işte beş anne modelini aşağıda yazıyorum. İlginç bilgiler içeriyor çünkü aslında hiç olmak istemeyeceğiniz bir anne modelinin çocuğu çok paylaşımcı ve yardımsever olabiliyor.
Ben hangisi olduğumu henüz bilmiyorum ama eksiksiz anne olabilmeyi umuyorum :-)))

Mükemmeliyetçi Anne

Bu aşırı kontrolcü, kaygılı ve ürkek bir anne modelidir ve aynı zamanda görünüme de çok önem verir. Poulter'a göre; bu annenin çocukları kendilerinden hoşnut olmayan, yetersiz hisseden ve duygusal boşluk yaşayan çocuklardır.

Mükemmeliyetçi annenin çocukları:
Güçlü tarafları: İlişkilerde sadakata önem veren sorumluluk sahibi ve güvenilir kişiler olurlar. Temel karakter özellikleri olarak çalışkanlık ve tutarlılıkları göze çarpar.

Duygusal miras: Başkalarının fikirlerinin kendilerininkinden daha önemli olduğunu düşünürler. Genellikle herkesin onları izlediği ve yargıladığı hissine kapılırlar.

Sağı Solu Belirsiz Anne

Endişeli, sinirli, aşırı duygusal ve duygularının altında ezilmiş olduğundan ebeveynlik modeli tamamen moduna göre değişen anne modelidir. Bu 5 anne modeli arasında en karmaşık olanıdır. Bu anne, kendi kafasında duygularından ve ilişkilerinden yola çıkarak sorunlar, meseleler ve krizler yaratır ve bunları çocuklarına da geçirir.

Sağı Solu Belirsiz Annenin Çocukları…
Güçlü tarafları: Mükemmel insan ilişkileri olur ve empati becerileri çok gelişmiştir. Genellikle müthiş motive edici olurlar, aile ve arkadaşlarına duygusal anlamda çok destek olurlar.

Duygusal miras: Başka insanların sıkıntılarına ve sorunlarına yardımcı olması duygusu bu annenin çocuklarının içine işler ve sinir, kaygı, depresyon gibi durumların altında ezilebilirler. Başka insanları anlama ve durumları çözümlemeyi çok erken yaşta öğrenir ve başkalarının güçlü duygularını yönetebilirler.

En Yakın Arkadaş Anne Modeli

Sınır koyma sorumluluğundan kaçmak için çocuklarına yaşıtı gibi davranmaktan hoşlanır. Bu anne modeli, annelik duygusunu benimserse hayatının kararacağını düşündüğünden o rolü benimsemekten kaçınır. Onun yerine çocuk da anne de sanki sırdaş ya da en yakın arkadaş rollerine bürünürler ki işte bu da çocuğu annesiz bırakan bir durumdur. Poulter'a göre böyle bir durumda annenin duygusal ihtiyaçları o kadar çoktur ki bunları çocuğunun doldurmasını beklemek durumundadır.

En Yakın Arkadaş Annenin Çocukları…
Güçlü tarafları: Anne babalarla çocuklar ve iş arkadaşları ile aileler arasındaki sınırların önemini çok iyi kavrarlar. Anneleri yokmuş gibi hissettiklerinden, genellikle liderlik rolü onlara kalır ve daima sorumluluk sahibi bir yetişkin gibi davranmak durumunda hissederler.

Duygusal miras: Reddedilme korkusu ile duygusal olarak ihmal edilmiş hissederler.  İlişkilerde alıngan ve gücenen taraf olurlar sevilmedikleri ve takdir edilmedikleri hissine kapılırlar.

Önce Ben'ci Anne

En yaygın anne modellerinden biridir. Bu anneler çocuklarını ayrı birer birey olarak görmeyi başaramadıklarından güvensiz ve bencil olurlar.Annenin pohpohlanması gerektiğini düşünürler çünkü muhtemelen kendileri de öyle yetişmiştir.

Önce Ben'ci Annenin Çocukları…
Güçlü tarafları: Başkalarının yardımına koşmakta üstlerine yoktur, her türlü ilişkide güçlü sezgileri olan ve anlayışlı kişilerdir. Sadık ve yardım etmeyi seven kişiler olurlar. Başkalarının ihtiyaçlarını görebilen ve yardım etmekten kaçınmayan kişilerdir.

Duygusal miras: Kendi karar verme becerilerini sorgularlar. Kendi hislerine güvenmekte zorluk çekerler çünkü annelerinin görüşü onlara göre daha önemli ve güçlüdür.

Eksiksiz Anne

Poulter' bu ideal anne modelinin %10 oranında görüldüğünü belirtiyor. Eksiksiz anne diğer 4 anne modelinin en iyi taraflarını içinde barındıran bir anne modeli. Duygusal olarak dengeli ve çocuklarını ayrı birer birey olarak görebilen ve kendi bağımsızlıklarını elde etmelerine yardımcı olan bu anne modeli de yüzde yüz mükemmel değil ancak duygusal durumu ve evin dışındaki sorumluluğu ne olursa olsun, anneliği benimsemiştir.

Eksiksiz Annenin Çocukları…
Güçlü tarafları: Sevildiklerini ve anlaşıldıklarını bildiklerinden risk alabilir, değişime ayak uydurabilir ve reddedilme korkusu duymaksızın yeni ilişkilere başlayabilirler.

Duygusal miras: Aile bireyleri, iş arkadaşları ve diğer insanların da kendi görüşleri olabileceğini kabul edip saygı duyarlar. Bağımsız bir birey olma yolunda karşılarına çıkan engelleri  kendi başlarına aşabilirler ve anneleri tarafından kapana kıstırılmış gibi hissetmezler.

"Beş Anne Modeli açıklamaları Pschology Today dergisinden alıntıdır."

5 Aralık 2013 Perşembe

Evde Köpek Beslemenin Çocuklara Ne Gibi Yararları Vardır

Çocuklar bir köpeğin bakımını üstlenmek istediklerinde, anne babalar genellikle karşı çıkarlar ve çocuklarını caydırmaya çalışırlar çünkü pek çoğu köpeklerin pis, kokulu ve çok zaman alan ve de masraflı olduklarını düşünürler. Ama çocuklarınızın bu isteğine karşı çıkmadan önce köpek sahibi olmanın olumsuzluklarından çok olumlu tarafları olabileceğini de göz önünde bulundurun. Köpek beslemenin çocukların ruhsal gelişimleri açısından çok faydalı olduğuna dair yüzlerce araştırma var. O yüzden bu konuda kesin yargıda bulunmadan önce, bu araştırmaların bulgularına kısa bir göz atalım.

Köpek sahibi olmak çocuklarınıza sorumluluk duygusunu öğretir.
Bu bulgularda en öne çıkanı şüphesiz ki çocukların evdeki köpeğin bakımıyla ilgili belli konularda iş paylaşımı yapmaları onlara sorumluluk duygusunu aşılamaktadır. Köpeği beslemek, yıkamak, onunla yürüyüş yapmak hatta onunla oynamak bile başka şeyleri kendi ihtiyaçlarının önüne alabilmeleri açısından çok faydalıdır. Bu saydıklarımı yapabiliyor olmak çocukların aynı zamanda hem kendilerini iyi hissetmelerini sağlayacak hem de bunları kendi başlarına becerebildiklerini görmek onların özgüvenlerini de artıracaktır.
Köpek sahibi olmak çocukların ruhsal gelişimi açısından da çok faydalıdır.
Çocukların ruhsal gelişimine ve sağlığına katkıda bulunan pek çok şey vardır fakat köpek sahibi olmak hemen hemen tamamının önüne geçer. Köpek sahibi çocuklarınözgüven ve öz saygıları daha yüksek olur. Aynı zamanda daha az yalnızlıkl çekerler ve başkalarına karşı empati ve sabır gösterme konusunda daha başarılı olurlar.
Köpek sahibi olmak çocuklara hayvanları takdir etmeyi öğretir. 
Bu gezegende milyonlarca farklı canlı çeşidiyle birlikte yaşıyoruz. Köpek sahibi olmak ve onun bakımını üstleniyor olmak çocuklara köpekler ve biz insanlar arasındaki farklılıkları öğretir. Bu farklılıkları birinci elden deneyimlemek çocukların  hayvanların yaşamımıza kattığı değeri ve hayvanlara da saygı duymak ve onları takdir etmek gerektiğini öğrenmelerini sağlar. 
Köpek sahibi olmak çocukların öğrenme becerilerini geliştirir.
Çocuklar sebep-sonuç ilişkisi kurarak köpeğin bakımı ve oyunlar sırasında pek çok şeyi hızlı biçimde öğrenebilir ve uygulayabilir. Aslında önemsiz gibi görünse de pek çok çocuk köpeklerine kitap okumaktan hem keyif alır hem de köpeklerinin yanında kendilerini güvende ve rahat hissettiklerinden onlara şarkılar söyleyebilirler, bunun da öz güveni artırdığı bilinmektedir.Yes, it's true.  
Köpek sahibi olmak çocukların fiziksel sağlığı açısından da faydalıdır.
Sadece köpek değil evcil hayvan sahibi olmanın insan sağlığı üzerinde çok olumlu etkileri oldupuna dair pek çok araştırma sonucu bulunmaktadır. Bunlardan en ilginci, doğduklarından beri evcil hayvanla büyüyen çocuklardaki kedi/köpek alerjisi riski yetişkinlere oranla çok daha düşüktür. Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi bulgularına göre, evcil hayvan sahiplerinin tansiyonları normal seyretmektedir ve daha az stresli, daha az kolesterol sorunu yaşayan ve daha sık egzersiz yapan kişiler olduğu görülmektedir. 
Bunları düşündükten sonra daha olumlu bakmaya başlarsanız bir de şu aşağıdaki noktaları çok iyi düşünün:
Kaynaklar:
"Pets and Children," American Academy of Child & Adolescent Psychiatry
Jennifer Warner, "Pets May Reduce Children's Allergy Risk," WebMD.com

29 Kasım 2013 Cuma

Çocuklarla Aktiviteler ve Oyunlar Vol.3

Bu güneşli ve mutlu Cuma gününde bloguma dokunmadan edemedim. Haftasonu güzel bir programımız var, yarın çok yakışıklı bir erkeğin 2.yaş doğumgünü partisine gidiyoruz :-))) Pazar günü de dinlenir parkta oynar, Erni'yle yürüyüş yaparız diye düşünüyorum. Erni demişken artık Kavin Erni'yle daha çok etkileşimde bulunuyor, sabah kalktığında hemen "Erdiii, Erdiiii" diye peşinden koşturmaya başlıyor, kahvaltıdan sonra onunla oynamak onun yanında oturmak istiyor. Gözlemlediğimiz kadarıyla Erni'de bu ilgiden çok hoşlanıyor örneğin o da Kavin neredeyse oyun oynuyorsa gidip o odada oturuyor. Dolayısıyla bu bizim için başlı başına çok eğlenceli ve bizce çok da eğitici ve geliştirici bir aktivite ve oyun :-)))
Şimdi gelelim aktivite ve oyunlara. Çeşitli kaynaklardan ve bazıları da hayal ürünü olarak derlediğim çeşitli oyun fikirleri var bunları ve çocuklarda hangi becerileri geliştirdiklerini (becerilerin açıklamalarını: buraya tıklayarak "Çocuklarla Aktiviteler ve Oyunlar Vol.2" yazımda  bulabilirsiniz)  daha kolay incelenebilmesi açısından madde madde yazmak istiyorum:
(Bu arada belirtmeliyim aşağıdakilerin büyük bir çoğunluğu kızım için baktığımdan  kızımın yaş grubuna uygun yani 18-24 ay arası için önerilen aktivite ve oyunlar)
1) Boş ayakkabı kutularından kule yapmak.
Çocuğunuzla birlikte boş ayakkabı kutularını üstüste dizerek bir kule yapabilir sonra onun bunu kendi başına yapmasını keyifle izleyebilirsiniz.
Geliştirdiği beceriler: Sebep sonuç, İnce motor becerileri, Problem çözme, şekil ve boyut ayrımı, mekansal farkındalık.
2) Kapları iç içe dizmek.
Bunun için farklı boyutlarda karton kutular, mutfak ölçü kapları ya da tencereleri kullanabilirsiniz. Çocuklar ilginç bir şekilde bundan çok keyif alıyor ve uzun süre konsantre oluyorlar buna.
 Geliştirdiği Beceriler: Göz ve el koordinasyonu, İnce motor becerileri, Problem çözme, şekil ve boyut ayrımı.
3) Ce-eeee (Peekabo)
Yüzünüzü elinizle ya da bir nesneyle kapatıp açarken Ce-eee demek herhalde kendi çocukluğumuzdan beri en bilinen aktivitelerden biridir. Bize sıradan gibi gelse de geliştirdiği beceriler var.
Geliştirdiği Beceriler: Vücut farkındalığı, Yaratıcı hareket, Dil Gelişimi.
4) İçine kahvaltı gevreği ya da bebe bisküvisi konmuş kavanoz sallamaca. Plastik bir kavanoz salladığında ses çıkaran ve açıp yemek isteyeceği birşey koyduğunuzda hem salladığında çıkan sesten keyif alacak hem de kavanozu açmaya çalışacaktır.
Geliştirdiği Beceriler: Yaratıcı hareket, Dinleme, ritm keşfi, duyusal keşif.
5) Kumla oynama.
Geliştirdiği Beceriler: Yaratıcı ifade, İnce motor becerileri, dokunarak keşfetme.
6) Fotoğraf oyunu.
Çeşitli fotoğraflar göstererek, anne, baba, anneanne, dede, babaanne, dayı, amca footoğrafları göstererek bu kim, kim varmış burada diyerek konuşturmaya çalışmak.
Geliştirdiği Beceriler: Dil Gelişimi, Görsel ayrım, görsel hafıza.
7) Müzik aletleri ile oynama ya da oyuncak müzik aletleri ile oynama örneğin tamborin çalmak gibi.
Geliştirdiği Beceriler: Göz ve el koordinasyonu, Dinleme Becerileri, ritm keşfi, sosyal beceriler.
Benim minik ressamım :-)))
8) Boyama-Resim yapma.
Henüz küçük diye düşünmeyin, silinebilen ve çocuklara zararsız boya kalemlerinden alın, özgürce çizsin karalasın.
Geliştirdiği Beceriler: Kavram geliştirme, İnce motor becerileri, Sosyal Beceriler, Görsel Hafıza.
9) Sayı Saymaca.
Şarkı söylemek yolu ile ve parmaklarla sayılar gösterilerek ya da sayılar resimlerle gösterilerek yapılabilir.
Geliştirdiği Beceriler: Dil Gelişimi, Görsel Hafıza, ritm keşfi.
10) Saklambaç.
Geliştirdiği Beceriler: Kavram geliştirme, Dinleme Becerileri, Sosyal Beceriler, Görsel ayrım, görsel hafıza.
11) Bir kartona farklı şekillerde (üçgen, kare, yuvarlak gibi) delikler açıp yine bu şekillerde kağıt kesip, onları uygun deliklerden atmasını sağlamak.
Geliştirdiği Beceriler: Sınıflandırma Becerileri, Göz ve El koordinasyonu, İnce motor becerileri, şekil ve boyut ayrımı.
12) Vücut Bölümlerini Öğrenme.
Burun, kulaklar, ağız, gözler, parmaklar, kollar, bacaklar öğretilip sonrasında nerdeymiş kızımın&oğlumun burnu, ağzı diye sorarak göstermesini ve öğrenmesini sağlamak.
Geliştirdiği Beceriler: Vücudunu tanımak, Kavram geliştirme, Dil Gelişimi, Dinleme Becerileri.
13) Doğada Sanat
Parkta toplayacağınız sonbahar yaprakları ile bir kartona süsler yapmak ve duvara asmak. Bunu yaparken de doğayı anlatmak.
Geliştirdiği Beceriler: Yaratıcı ifade, Göz ve el koordinasyonu, İnce motor becerileri, Dil gelişimi.
14) Birlikte çiçekleri sulamak.
Geliştirdiği Beceriler: Denge, Koordinasyon.
15) Sürpriz yapmak, hediye vermek. İçinde ne olduğunu tahmin ettirmeye çalışmak ve hediye paketini açtırmak.
Geliştirdiği Beceriler: Koordinasyon, Problem çözme, Duyusal keşif, dokunma yoluyla algı.
16) Ritm Zamanı (Perküsyon)
Geliştirdiği Beceriler: Sebep-sonuç İlişkisi, Yaratıcı ifade, Dinleme Becerileri, ritm keşfi.
17) Tekerlekli oyuncakları çekme. Örneğin bir oyuncak arabaya ip bağlayarak, ya da kartondan tekerlekler yapıp bir sopanın iki ucuna geçirerek tekerlek yapmak ve uucuna da ip bağlamak suretiyle tekerlekli oyuncak yapmak ve bu ipi çekerek yürütmek.
Geliştirdiği Beceriler: Yaratıcı ifade, İnce motor becerileri, büyük motor becerileri.
18) En güzellerinden biri bu: Kardeşle(rle) oynamak.
Geliştirdiği Beceriler: Bütün beceriler.
19) Bebek basketbolu. Kağıttan bir top yapıp ya da minik plastik bir topla, çamaşır sepetini yerde bir adım önüne koyarak basket attırmak.
Geliştirdiği Beceriler: Göz ve el koordinasyonu, Büyük motor becerileri, sosyal beceriler.
20) Fış fış kayıkçı, ya da Tel Sarar (isim) tel sarar.
Bir şarkı söyleyip, o şarkının sözlerindeki hareketleri yapmasını sağlamak, baby tv izleyenler hokey pokey'den çocukların nasıl etkilendiği de görebilirler.
Geliştirdiği Beceriler: Kavram geliştirme, dil gelişimi, mekansal farkındalık.
22) Kartondan yapacağınız bir borudan top geçirme ya da spaghetti makarnadan ortası delikli küçük makarnaları geçirme.
Geliştirdiği Beceriler: Sebep-sonuç ilişkisi, ince motor becerileri, şekil ve boyut ayrımı.
23) Magnetlerle oyun.
Gerek oyuncakçılarda satılan gerekse evlerde buzdolaplarımızda bulunan magnetleri yanyana şekillerine ve renklerine göre dizerek oyun oynama.
Geliştirdiği Beceriler: Sayma Becerileri, İnce motor becerileri, Şekil ve boyut ayrımı, görsel hafıza.
24) Farklı yüzey biçimlerini tanımak.
Bu çok kolay gibi görünmese de aslında yapılmalı, örneğin tahta, plastik, kumaş, kağıt vb. farklı materyal ve bu materyallerin kullandığı yüzeyleri anlatmak elleriyle dokunmasını ya da çıplak ayaklarla basmasını sağlamak.
Geliştirdiği Beceriler: Farklı materyalleri tanıma ayrımını kavrama, dokunarak algılama becerisi geliştirme.
Bu listeyi yeni oyun ve aktiviteler öğrendikçe ya da evde uydurdukça uzatmayı düşünüyorum, bunu okuyup başka oyun ve aktivite eklemek isteyenler beni çok mutlu eder.
Ayrıca bu süreçte araştıma yaparken, bu tür aktivitelerle ve oyunlarla ilgili detaylı bilgi paylaşılan harika bir blog keşfettim, gerçekten bir sürü fikir veriyor ve aynı zamanda resimlerle de desteklenmiş, linkini aşağıda paylaşıyorum, Gamze Hanım'ın blogu erenkayra'ya buraya tıklayarak kesinlikle göz atmanızı öneririm:


Miniklerimizle mutlu ve güneşli bir haftasonu geçirmemiz dileğiyle bugünlük blogdan ve bilgisayar ekranından kaçıyorum :-)))





26 Kasım 2013 Salı

Günümüz Annelerini Özellikle de Çalışanlarını Bunu İzlemeye Davet Ediyorum: -))) I don't know how she does it....

Koşun anneler koşun, şahane bir film buldum. Bekarlığımızın Sex and the City'deki idolü Carrie Bradshaw rolüyle Sarah Jessica Parker şimdi bizler gibi anne rolünde hem de çalışanından ve bu film bizde gösterime ne zaman girdi bilmiyorum ama biz şimdiden 3 anne bu filmi edinip beraber izleme programımızı yaptık bile :-)))

25 Kasım 2013 Pazartesi

Çocuklarla Aktivite ve Oyunlar Vol. 2

Birkaç gündür çocuklarımızla oynayabileceğimiz oyunlar ve aktivitelerle ilgili yazacağım ama işe git gel, gece yarılarına kadar aşure yap, bir de üzerine Kavin nezle oldu derken ancak bugüne kısmet oldu bunları yazmak. Cuma günü yazmak daha da iyi olabilir çünkü biz çalışanlar için Cumartesi ve Pazar çocuklarımızla bütün gün birlikte olabildiğimiz 2 gün ve genellikle öncesinde bu haftasonu neler yapsak diye de düşünüyoruz.
Son zamanlarda İstanbul'da hatta geçen hafta Ankara'daydık orada bile, yani tahminimce Türkiye genelinde hava çok güzeldi, resmen bahar günleri yaşıyoruz ama Aralık ayına girmemize 1 hafta kala artık soğuk havaların kapıda olduğunu düşünüyorum. Bu da demek oluyor ki, miniklerimizi her fırsatta parka, açık alanlara götüremeyebiliriz. Kah hava soğuk oluyor kah yağmur yağıyor derken, ev içerisinde aktiviteler bulma ihtiyacı ortaya çıkıyor.
Ben de aşağıda bununla ilgili yazacağım. Miniklerimizle ne gibi aktiviteler yapabiliriz ve bu aktiviteler yavrularımızın hangi annlamda gelişmesine katkı sağlar ondan bahsedeceğim. Bunu söylemişken, bugün uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımı gördüm ve 2 yaş 3 aylık olan oğlunun halen 1-2 kelime dışında konuşmadığını ve en sonunda pedagog'a gittiklerini söyledi. Evde anne-baba İngilizce, bakıcı Türkçe konuşuyormuş ve İngilizcesi pekişsin diye gün içerisinde TV'deki bebek kanallarını orijinal dilinde yani İngilizce konuşulur şekilde açık bırakıyorlarmış. Pedagog demiş ki, katiyyen TV açmayın, çocukla oyun oynayın, bol bol konuşun ve mümkünse Türkçe konuşun. Biz de Almanca ve Türkçe konuşuyoruz Kavin'le. Babasıyla başbaşalarken Almanca konuşuluyor, onun dışındaki bütün zamanlarda Türkçe konuşuluyor ve Kavin'in konuşma becerileri olması gerektiği düzeyde çok şükür. Ama Kavin'e günde 30 dakikanın üstünde TV izlettirmiyoruz, bu sürenin üstüne çıktığımız çok nadirdir ve akşamları da muhakkak oyunlar oynuyoruz. Konuşma becerileri bakımından kitap okumak da çok faydalı ama Kavin (benim borazan sesimden olsa gerek) kitap okunurken sıkılıyor. Yani diyeceğim o ki bence çocuklu evlerde TV diyeti çok ama çok faydalı bir diyet, açmayalım şu televizyonu, yaratıcılıklarını baltalamayalım çocuklarımızın.
Gelellim becerilere ve aktivitelere:
Aşağıda yazacağım aktiviteler Kavin'e uygun olması açısından incelediğim için ağırlıklı olarak 12-24 ay arası çocuklar için fakat diğer yaş grupları için de araştırmalarımı yaptım ve bir sonraki yazıda onlara değineceğim.
Evde ya da açıkhava da yaptığımız bazı aktiviteler ve çocuklarla oynanılan oyunlar çocuklarımızın aşağıda sıraladığım becerilerinin geliştirilmesine olanak sağlar:
- İnce Motor Becerileri
Uzanma, yakalama, nesneleri tutma ya da kontrol etme gibi parmaklar, eller ve kolların hareket etmesini gerektiren becerilerdir. Örneğin çatal, kaşık, boya kalemi tutabilme ve kontrol etme gibi.
- Büyük Motor Becerileri
Bebekler için; dönmek, başını kaldırmak ve emeklemek, çocuklar için ise dengede durma, yürüme, koşma ve atlama gibi becerilerdir.
- Sebep-Sonuç İlişkisi Kurabilme
Bütün olaylar birbirine bağlıdır. Her olay kendisinden önceki olayın sonucu, kendisinden sonraki olayın sebebidir. Önceki olayı bilmeden sonrakini kavrayamayız.
- Kavram Geliştirme
Nesnelerle isimlerini bağdaştırmayı sağlamak. Örneğin çocuğumuz kolunuzdaki saate bakıyorsa saat hakkında konuşmak gibi.
- Duyusal Keşif
Görme, işitme, dokunma, tatma yoluyla dış dünyayı keşfetme.
- Boyut ve Şekil Ayrımını Yapabilme
Farklı nesnelerin kısa, uzun, geniş, dar, büyük, küçük gibi farklılıklarını görebilme ve tanımlayabilme.
- Görsel Hafıza
Bazı imgelerin nesne, olay ya da kelimeler şeklinde hatırlanması.
- Yaratıcı İfade Becerisi
Yaratıcı ifade çocukların duygu ve düşüncelerini sanat yoluyla, örneğin resim, yazı, tiyatro ve müzik yoluyla ifade etmeleridir.- Dinleme Becerileri
Konuşmaki kendini ifade etmek kadar hatta ondan da fazla karşımızdakini dinlemek çok önemlidir. Karşımızdakini dinleme ve anlama becerilerinin bütünüdür.
- Sosyal Beceriler
Sosyal becerileri çocuklar için; topluluk içinde yani diğer çocuklarla ve hatta yetişkinlerle olumlu etkileşim kurmasını sağlayan davranışlar olarak tanımlayabiliriz.- Mekansal Farkındalık
Mekansal farkındalık çocukların bulundukları lokasyon, nesnelere uzaklık, yakınlık durumlarını kavrama becerileri olarak tanımlayabiliriz.
- Dil Gelişimi
İletişimin sağlanambilmesi ve çocukların dili doğru olarak öğrenmelerini sağlayan becerilerdir.
- Problem Çözme Becerileri
Çocukların bir problemle karşı karşıya kaldıklarında problemi çözmek için gerekli analitik düşünme becerilerini geliştiren beceridir.
- Yaratıcılık
- Vücudunu tanıma
- Yüzeyleri tanıma
- Göz ve El Koordinasyonu
El hareketinin gözler tarafından izlenmesi ve koordine biçimde hareket edilmesi becerisidir.

Bu becerilerden de bahsettikten sonra yarın, minnoşlarımızla birlikte bu becerileri geliştirecek ne gibi aktiviteler yapabileceğimizi ve ne tarz oyunlar oynayabileceğimizi yazacağım.























19 Kasım 2013 Salı

Haftasonunda Ankara ve Çocuklarla Aktiviteler ve Oyunlar Vol.1

Haftasonunu Ankara'da geçirdik, Kavin anneannesi, dedesi ve deli Tarçın'la çok eğlenceli ve hoplamalı zıplamalı bol şımartılmalı bir zaman geçirdi. Ernicik yine Pati Pet House'da kaldı 3 gün boyunca, bu haftasonunun çabuk geçtiğine sevinen aramızdaki tek kişi Erni'ydi :-))) Blogu okuyanlar bilir ben Ankara'sını çok seven İstanbul'da yaşayan bir Ankara gurbetçisiyim, biliyorum türünün az örneklerinden biriyim :-))) Şansımıza Ankara'da hava çok güzeldi. Kavin'in doğumundan beri eşimle birlikte ilk defa sinemaya gittik, Behzat Ç. hayranı bir çift olarak Behzat Ç. Ankara Yanıyor filmini Ankara'da izlemekten de ayrı keyif aldık. Dün akşam üzeri de İstanbul'a döndük ve blogcuğuma kaldığım yerden devam ediyorum.
Uzun zamandır Kavin'le ne gibi oyunlar oynayabiliriz, hem onu eğlendirip hem de eğlenirken öğrenebileceği ne tür aktiviteler bulabilirim diye epeyce kafa yoruyordum. Bunun için birkaç kitap karıştırdım, internetten de epeyce araştırma yaptım desem yeridir.
Birçoğumuzun yaşadığını düşündüğüm ipad ya da iphone merakıyla başetme konusunda biz de güçlük çektik. Telefondan ya da ipad'den birşeye bakmamız gerektiğinde Kavin'e göstermeden hızlı hızlı yapmaya çalışıyoruz. Sebebi çok basit, onun başına oturunca kendisine seslenildiğini bile farketmiyor, yıllardır kullanmasını biliyormuş gibi oynuyor. Bazı özelliklerini Kavin'den öğrendik diyebilirim. Biz ipad'i sadece,örneğin  eşim ya da ben Kavin'le yalnızsak ya da ikimiz de meşgulsek ve hızlı bir şekilde yemek hazırlamamız gerekiyorsa, ya da önemli bir mail yazmamız gerekiyorsa oyalanması için çok kısa süreliğine veriyoruz. Geri kalma anı her zaman gürültülü oluyor ama bir süre sonra dikkatini başka bir şeye yöneltmeyi başarırsak sorun çözülüyor. Bizim için Kavin'in oyun oynaması, oyuncaklarıyla kendi oyun dünyasını yaratması çok önemli, bu çocukların gelişimi için çok önemli. Oyun oynamak Kavin'in yaş grubunda konuşma becerisinin, kelime haznesinin gelişmesi açısından da çok fark yaratacak bir aktivite.
Bundan hareketle, yaptığım araştırmaların üzerine, sevgili arkadaşım Aslıcım bana geçtiğimiz günlerde Gymboree'nin bıdıklar için oyun ve aktiviteler kitabını getirdi. Bu kitap ve Ali Çankırılı'nın "Anne Benimle Oynar mısın" kitabı en etkilendiğim kitaplardan oldu. Montessori aktiviteleri de incelenmeye ve evde denenmeye değer diye düşünüyorum.
Çalışan bir anne olarak başlarda eve geldiğimde yemek yaparken bile "ben bu zamanı çocuğumla oynayarak geçirmek yerine yemekle uğraşıyorum sonra bir de mutfağı toplayacağım, çocuğum, annem benimle hiç zaman geçirmiyor diye üzülecek", diyerek mutsuz olabiliyordum. Ama sonradan birşeyi çok iyi öğrendim, çocuğumla 2-3 saat onunla etkileşime girmeden sırf onun yanında olmak için boş boş oturmaktansa, ya da tv seyretmektense, yemek yapmaya başlamadan önce onunla karşılıklı oynadığım yarım saatlik bir oyun ya da birlikte yaptığımız bir aktivite onu o kadar çok mutlu ediyor ki, o yarım saat belki 10 saatlik keyfe denk geliyor. Aynı şeyi uykudan önce de uyku öncesine uygun aktivite ya da oyunla yapmak zaman varsa 1 saat yoksa yine bir yarım saat ayırmak hem onu çok mutlu edecektir hem de bütün akşam sizin ilginizi çekmek için koşturup uykusuz kalmayacaktır. Anne+Babasıyla oyun oynayan çocuklar sonrasında oyuna kendileri devam ediyor ve konsantre olabiliyorlar. Yani ben diyorum ki, aldığımız o oyuncaklar oynana oynana eskisin, yepyeni, bir köşede işlevsiz durmasın.
Yarın işte bu aktiviteleri yazacağım, bu arada aktivite ya da oyun önerisi olanlardan da yaş grubu belirterek bu önerilerini yorum olarak paylaşmaları beni ve takip edenleri memnun edecektir.