cocuk ve kopek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cocuk ve kopek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Annelerin Korkulu Rüyası: Akil Anneler

Dün twitter'da okuduğum bir tweet bu yazıyı yazma isteği uyandırdı bende. Etrafımızda ne kadar çok bize akıl veren insanlar var değil mi? Buna kesinlikle karşı değilim ama benim tercihim birisinin bana ben sorduğumda akıl vermesi olurdu. Hatta bir de engin tecrübelerinden dolayı bizlerin henüz hiçbir şey bilmediğimizi söyleyip duranlar var.
Bu kişilerle aslında çok erken yaşlarda tanışılıyor. İlkokuldayken bile hatırlıyorum böyle bir iki çocuk. Ama sanırım bunun en rahatsızlık verecek şekilde hissedildiği dönem hamilelik ve çocuk doğduktan sonraki dönem. Bu kişiler ileri safhalarda nasıl hissedeceğinizi, ne yapmanız, yemeniz, içmeniz gerektiğini, kısacası sizi nelerin beklediğini ve sizin neler yapmanız gerektiğini genellikle de önüne bunlar iyi günlerin cümlesi ekleyerek gayet negatif bir şekilde aktarıyorlar. Genelde arkası şöyle geliyor:
Hamileyken:

  • Hiç uyuyamayacaksın
  • Çok bulantın olacak
  • Aşırı terleyeceksin
  • Ayakların şişecek öyle bir ağrıyacak ki
  • Evden çıkmaman lazım
  • Bol bol ayaklarını uzatıp dinlenmen lazım
  • Çok kilo alacaksın
  • İki adım attıktan sonra yorulacaksın
Emzirme Dönemine Girerken ve Emzirme Döneminde:
  • Daha göğüslerin yara olacak, çatlayacak 
  • Süt az geliyorsa mama ver ben öyle yaptım çok rahatlık
  • Şimdiden süt sağ sonra çok kolaylık olur (doğum yapalı 1-2 hafta olmuş)
  • Şunu ye, bunu sakın yeme
  • Şimdi iyi, ek gıdaya geçtiğinde yemeyecek uğraştıracak çok
Sonraki aşamalar:
  • Emeklemeye başladığında işin zor
  • Yürümeye başladığında siz biteceksiniz
  • Konuşmaya başladıklarında çok fena 
  • İkinci çocuk düşünülüyorsa ya da ikinciye hamileyseniz: ikisiyle birden başetmen çok zor
  • Kardeş kıskançlığı çok zor, vs...
Bize özel bir durum olarak:
  • Ermi çok kıskanacak
  • Hayvan sizin sadece kendisiyle ilgilenmenize alışmış, çok mutsuz olacak,
  • Erni'yi vermek zorunda kalacaksınız, vs...
Şimdi bakıyorum da insanlar ne kadar negatif düşünüyorlar ve sizin de negatif düşünmenizi sağlamaya çalışıyorlar. Bu tarz düşünen ve davranan insanlarki kötü niyetle yapmadığını çok iyi bildiklerim var, sadece düşüncesiz davranıyorlar ve dünyada tek bir insan tipi olduğunu zannediyorlar.Yani çocukken de aynı çocuk, büyüyünce de aynı yetişkin, anne olunca da aynı anne tiplemesi...
Geçenlerde Kavin'e mama yedirirken, çok da sevdiğim bir arkadaşım yanımızdaydı ve bana "Aaaa napıyorsun kaşığı çok doldurmuşsun o kadar yiyemez kaşığın ucuyla azar azar yedir" diye tepki verdi, sonrasında aynı anda Kavin'in kaşıktaki mamayı bir güzel yediğini görünce, ben daha sesimi çıkarmadan bana "Çok özür dilerim, kendi çocuğumla aynı davranacakmış gibi tepki verdim, her çocuğun aynı olamayacağını söz ağzımdan çıktıktan sonra farkettim, şimdi geri alıyorum" dedi. 
Ben şahsen her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır diye düşünenlerdenim. Arkadaşlarımda gördüğüm ve yararlı olacağını düşündüğüm birşey varsa örnek alır uygularım, ama kimseye akıl satmaya kalkmam, neyin doğrusu nedir, ya da gelecekte onları neler bekliyor konularına bana sorulmadığı sürece hiç girmem. Sorulduğunda dahi, bizim böyle, biz şu şekilde seviyoruz, yapıyoruz gibi cümleler kurarım, çünkü toplumun doğrularından değil kendi doğrularımızdan bahsediyorum.  Benim annem de böyledir, annem bile bana her çocuk ve annenin aralarında kendi dilleri vardır der. Bana soru sorulmadığında hiçbir şeye karışmam, eleştirmem, bilmişlik taslamam ve doğal olarak aynısını da karşımdan beklerim. Bunun boş bir beklenti olduğunun farkındayım ama   burada bunları yazmak istedim çünkü özellikle yeni doğum yapan anneler o hassas dönemde bunları kaldırmakta biraz daha zorlanabilirler ve belki bu yazıya denk gelip okuyup bir tek ben değilmişim diye biraz rahatlayabilir, gülüp geçebilirler :-)))










22 Nisan 2013 Pazartesi

Bir Pazartesi Sabahı Ofisten Merhabalar!!!

Dışarılarda epeyce vakit geçirdiğimiz bir haftasonundan sonra Pazartesi işbaşı yaptım ama bu benim için kısa bir iş haftası olacak. Malum yarın 23 Nisan, bu yaşımda bile beni heyecanlandıran özel bir gün, Çarşamba günü de kızımızın 1. doğumgünü ve izinliyim. Ankara'dan anneannemiz geliyor yarın, simli elbisemizle birlikte :-))) Bakalım nasıl birşey...
Bununla ilgili daha sonra bir yazı yazacağım ama Origami yapıyorum ve bu işten inanılmaz keyif alıyorum. Origami'ye başlama amacım aslında ellerimi çalıştırmaktı. Bir yerde bunu okumuştum, ellerimizi çalıştırmak, iki elimizi de kullanacağımız işler yapmak hem el sağlığımız açısından çok iyi hem de bir meditasyon yöntemi. Örneğin örgü örmek aslında inanılmaz sağlıklı birşey. Fakat ben bu konuda son derece yeteneksiz (annemin muhteşem örgü becerisine rağmen) olduğumdan, origami yapmaya başladım. Geçenlerde Tchibo'dan da harika origami kağıtları aldım ve Kavin'in doğumgünü süslemelerini origami ile yapıyorum, balonlar da aldık ama bu renkli cıvıl cıvıl kağıtlarla yapılan balık, kuş, yıldız, kalp gibi süsler çok hoş duruyor, hem de insan bu süslemeleri kendisi yapınca ayrı bir keyif alıyor. Aynı süsleri Kavin'in odasında da kullanıyorum. Resimlerini de origami yazımda paylaşacağım.
Şimdi gelelim haftasonunun bir özetine; Cuma günü Trump Tower'da idik. Genel olarak AVM'lerden hoşlanmamama rağmen Trump'ın çocuk katı ve children-friendly bir yer olması, mesela çocuk arabasıyla geldiğinizi görünce size kapı açmaları, vb şeyler...
Cumartesi ve Pazar günleri Kavin'le birlikte uzun yürüyüş yaptığımız günler oldu. Cumartesi günü fotoğraf çekimimizden sonra pasta siparişimiz verildi ve Beşiktaş'a gittik ve cıvıl cıvıl çarşısını gezip, birkaç alışverişimizi yaptık. Tchibo'dan rengarenk ahşap oyuncaklar aldık!!! Akşam Piola'da şahane bir akşam yemeği yedikten sonra eve döndük ve Erni bizi çok özlemişti.
Pazar günü rotamız ise Yıldız Parkı ve Ortaköy'dü. Yıldız Parkı'nı çiçeklerle çok güzel süslemişler ve hala biraz bakım istiyor olmasına rağmen eski haline (eski bir Ortaköylü olarak) göre çok daha iyi durumda 
olmasına sevindik. 


Yıldız Parkı aslında Erni'nin ilk gezinti parkı, Ortaköy'de oturduğumuz yıllarda Erni'yi sabah akşam oraya götürürdük. Zamanla oraya da petshoplardan alınan hayvanları terketmeye başladılar, bir de sokak hayvanları da var. Parka sık sık gidilirse hayvanlar birbirine alışıyor ama biz uzun zamandır gitmediğimiz için Erni'yi götürmeye çekindik çünkü orayı kendisine yuva olarak benimsemiş olan köpekler gezmeye gelenlere sinirlenebiliyor ve epeyce havlamalı gezintiler oluyor ve Pazar günü kafa dinlemek için parka gelenleri normal olarak rahatsız ediyor bu durum. Biz de bu nedenle Erni'yi yanımızda götürmedik. Zaten park içindeki Malta Köşkü, Çadır Köşkü gibi tesislere köpeğinizle giremiyorsunuz. 
İstanbul sokaklarında çocuk arabasıyla yürüyebilmek her ne kadar zorlu bir deneyim olsa da keyifli yürüyüşlerdi. Bir daha ki sefere daha sıcak bir günde yanımıza Ernimizi de alıp piknik yapma fikri ile ayrıldık parktan ve tabii gülümseyerek :-)))
eskilerden: Erni (sağdaki) ve kız arkadaşı Max













17 Nisan 2013 Çarşamba

Çılgın Tarçın

Evet sizlere anneanne ve dedemizin cocker spaniel'ı Tarçın'dan hiç bahsetmedim sanırım. Kendisi tam bir çılgın olup aynı zamanda çok oyuncudur. Ne yalan söyliyim, Erni iri yarı bir Golden Retriever olduğundan daha ağırbaşlı olduğunu bildiğim için onunla ilgili hiçbir endişem yoktu ama Kavin'in Tarçın'la ilk karşılaşması konusunda bir heyecan yaşamadım değil.
Tarçın çok hopidik bir köpek, sevgisini hoplayarak zıplayarak ve bu sırada patileri ve kuyruğuyla size çarptığının farkına varmayarak hatta bazen tırnaklarını da hissettirerek gösteriyor. Her küçük köpekte olduğu gibi aynı zamanda çabuk sinirleniyor. Birşey yapıyor mu derseniz hayır ama yine de sinirlenince bir çekinme oluyor. E malum çocuklar da bu dönemlerinde kontrollü değiller, Kavin mesela Erni'nin kulaklarını çekiyor, tüylerine tutunup ayağa kalkıyor, aynılarını Tarçın'a yaparsa acaba sinirlenir mi diye korktuğum oldu.
Ama daha ilk karşılaşmalarında bu korkumun yersiz olduğunu gördüm. Köpeklerin çocukları algılayışı, onların masumiyetlerinin farkında oluşları ve onları koruma iç güdülerine tanık olmak o kadar muhteşem ki...
Tarçın Kavin'e çok sevgiyle yaklaştı ama onun asıl sevgilisi yani annem, Kavin'i kucağına alır almaz Tarçın'ın rol kapma çabası da görülmeye değer.Aynı zamanda babam Kavin'i kucağına alır almaz, koltuğa babamın yanına koşup, hayır onu sevme beni sev dercesine yuvarlanması kıskançlığını bir nebze gösteriyor.

Biz ilk köpeğimiz Pony'yi ben lisedeyken aldık. Pony çok güzel bir terrier idi. Tam 18 sene yaşadı. Kızım kadar olmasam da ben de lise çağında bir çocuktum ve evde sizden ilgi bekleyen, sizi görünce mutluluktan uçan, siz yemek yerken yemeğini yiyen, daima sevgisini gösteren ve sizin ilgilinize muhtaç bir canlıyla yaşamanın ne kadar güzel bir deneyim olduğunu ve insanın kişisel gelişimine ne kadar çok şey kattığını böylelikle gördüm. Onlar her zaman evde diğer çocuk gibi ilgi bekliyorlar ve karşılığında sevgilerini veriyorlar.
Pony'yi 3 sene önce kaybettik ve annemle babam hemen sahiplendirilmek istenen Tarçın'ı aldılar. Biz de  eşimle ilk önce dünya tatlısı adeta Garfield'ın ikizi bir sarman kedi olan Müco'yu sokakta bulup evimize aldık sonrasında da daha 1 aylık bir yavruyken Erni paşamızı aldık. Onların olmadığı bir ev düşünemiyorum ve çocuğumun da bu şekilde alışmasına çok seviniyorum.