Hani ben dizi izlemiyorum belgesel izliyorum diyenler var ya, biz oyuz işte, ailecek televizyon diyetindeyiz. İlle de televizyonumuz geldiyse, İz tv'yi açar onu izleriz, tabii Kavin uyuduktan sonra.
Televizyon diyetimiz tahmin edileceğini düşündüğüm gibi sadece Kavin'in izlememesi için değil. Kendi akıl sağlığımız için de en iyisi bu diye düşünüyoruz. Bütün o diziler, programlar hele hele haberler; şiddet, mutsuzluk, kötülük üzerine kuruluyor. Biz bütün bunlara kapımızı kapatmak istiyoruz. Benim televizyona bakış açım şu, eğer ben bu aleti para verip satın almışsam bu beni 1) Eğlendirmeli 2) Bilgilendirmeli. Bunlar da benim izlemeyi tercih ettiğim şeye bağlı. Bu 2 kategori çok zor bulunduğundan çok nadir açıyoruz televizyonu. Genellikle radyo dinliyoruz ya da kendi müziklerimizi. Bu aralar Okan Bayülgen radyoda kitap okuyor, onu dinlemek de çok keyifli, kitap okurken çok dinlendiren bir sesi var.
Televizyon diyetinin bir eve getirdiği en güzel şey, sohbet ortamıdır. Kavin uyuyana kadar evde bir konuşma, sohbet ortamı oluyor. Birbiriyle konuşmadan tv ekranına bakan bir anne baba değil. Kavin ve Erni oynuyorlar bazen hep beraber oynuyoruz, ben eğer onlar oynuyorsa, hafta içi yapmaya fırsat bulamadığım ev işleirni o arada yapıyorum.
Gelelim tv ve çocuk meselesine. Hep denir ki TV izlemek çocuklara zararlı, izletmeyin bla bla... Ben bu konuyu oturdum bir güzel araştırdım. Araştırdım derken bilimsel araştırmalar yapmadım ama yapanların bulgularına baktım. Sonuçlar üç aşağı beş yukarı aynı. Televizyon yıllardır hayatımızda olduğundan artık çocuklar ve tv izlemek arasındaki ilişki ve olumsuz yanları net bir biçimde söyleniyor. Örneğin ipad'ler için aynı durum geçerli değil. Ipad çok yeni birşey olduğundan ve daha birkaç yıldır kullanıldığından çocuklar üzerindeki etkileri halen araştırılıyor.
Neyse ben konudan uzaklaşmadan devam edeyim. Uzmanlar 0-2 yaş aralığındaki çocukların tv'den hiçbirşey anlamadıklarını sadece renkli şekiller olan, şekillerin değiştiği bir oyuncak olarak gördüklerini söylüyorlar. Televizyondan duydukları konuşmalar çocukların hafızasına yerleşmediğinden konuşmalarına da hiçbir olumlu katkısı yok. Çocuğun konuşmayı öğrenmesi tamamen kendisiyle ne kadar çok konuşulduğu ve ne kadar çok kelime duyduğu ile alakalı bir durum. Buradan yola çıkarak da eğitim ve tv arasındaki ilişkiyi "Daha uzun televizyon vakti, daha geç gelişme ve konsantrasyon sorunu" diye özetleyebiliriz.
Televizyonu açıp karşısına çocuğumuzu oturtmakla yaptığımız başka bir kötülük daha var çocuklarımıza ki bu bence en fenası, çocukları oyundan alıkoyuyoruz ki oyunlar çocukların gelişimi için çok önemli. Kendisini eğlendirmek için oyun oynayabilecekken, biz ona al sen bunu izle kendini eğlendirmek için başka birşey arama diye mesaj vermiş oluyoruz.
Oyun oynayan çocuk eğleniyor ki bu bence çok önemli, öğreniyor, sorun çözüyor, yaratıcı düşünmeyi öğreniyor.
Ben bir yetişkin olarak televizyonun beni neler yapmaktan alıkoyduğunu saymakla bitiremem. Şimdi artık yemek tantanası bittikten sonra kendimi televizyonun karşısındaki koltuğa atmadığımdan akşamları yorgunluk hissetmiyorum ve daha planlıyım,eşimle sohbet ediyoruz. Birilerinin ceplerini doldurmak için yazdığı mutsuz senaryoları, ya da yurtdışından ithal saçma sapan formatları izlemeyerek o kadar çok enerjim kalıyor ve o kadar çok yapmak istediğim şeyi ve evdeki işlerimi yapabiliyorum ki...Hepsinden de önemlisi televizyona bakıp durmak yerine çocuğuma, eşime, köpeğimize zaman ayırıyorum ailece ayırıyoruz. Herkese de tavsiye ediyorum.
televizyonsuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
televizyonsuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Mayıs 2013 Pazar
23 Mayıs 2013 Perşembe
Çalışan Bir Annenin Günlük ve Haftalık Planı Olur mu? Ben Yaptım Oldu:-)))
Bugün itibariyle tam 5 gündür blogumu çok ihmal ettim aynı zamanda da çok özledim fakat bizim üniversitede sınav zamanı ve harıl harıl çalışıyoruz. Hem biz hem öğrenciler. Ama bugün işlerimin çok büyük bir kısmını halletmiş olarak bloguma dönebildim.
Geçtiğimiz haftasonu havanın da iyice güzelleşmesiyle birlikte epeyce dışarlara çıktık, parklara gittik, artık salıncak, kaydırak zamanlarımız başladı ve oyun parklarında Kavin'in keyifli zaman geçirdiğini görmek bizi de çok mutlu ediyor. Kavin'in salıncaktaki keyiflenişini ve gülmelerini görünce tam mutlu olmuşken parkta oynamakta olan ve annesi gitmeleri gerektiğini söyleyince kendisini yere atıp avazı çıktığı kadar ağlayan 2 yaşlarında bir çocuk ve yine eve gitmek istemediği için kaydırağın tepesinden inmeyerek anne ve babasına terler döktüren yine aynı yaşlarda başka bir çocuk görünce biraz tedirgin olmuyor değil insan. 2 yaşlarında diye belirttim çünkü bu yabancı kardeşlerimizin terrible two diye adlandırdıkları ergenlikimsi ve çocukların asileştiği bir yaş. Yani anlaşılıyor ki o dönemde parklar çok çok büyük önem kazanacak ve biraz uzun kalmamız gerekecek parkta :-))) E napalım bizde şimdiden antreman yapacağız. Evimizin yanıbaşında park olması o açıdan bizim için avantaj. Bazı arkadaşlar ooo yanınızda oyun parkı var yandınız siz eve zor girersiniz deseler de biz de eşimle birlikte açık hava ve parkları seven insanlar olarak bunu sorun olarak görmüyoruz. Ne de olsa bir de Erni'miz var onun için de çok önemli bu parklar.
Haftasonu aynı zamanda yine faydalı bir iş yaptım, kendime bir haftalık program hazırladım ve bu programa uyuyorum ve yapmak isteyip de fırsatım yok dediğim şey kalmıyor. Bundan sonra her hafta o hafta için yapmam gerekenlerle bu programı güncellemeye karar verdim.
Programın ana(:)))hatları şu şekilde:
Sabah:
05:30 Kalkış
05:30-05:50 Spor (Kondisyon Bisikleti)
05:50-06:00 Duş ve Hazırlanma
06:00-06:30 Kavin'le zaman geçirme ve kahvaltısını hazırlama
06:30 Evden çıkış
07:15: İşe geliş (Evet ben 07:30-16:30 arası çalışıyorum)
12:00-13:00 İşte bu 1 saat çok önemli. Bu gün içerisinde %100 kendime ayırdığım bir zaman dilimi ve çalışan anne olmanın en önemli avuntusu. Bu saatte şunları yapıyorum:
Geçtiğimiz haftasonu havanın da iyice güzelleşmesiyle birlikte epeyce dışarlara çıktık, parklara gittik, artık salıncak, kaydırak zamanlarımız başladı ve oyun parklarında Kavin'in keyifli zaman geçirdiğini görmek bizi de çok mutlu ediyor. Kavin'in salıncaktaki keyiflenişini ve gülmelerini görünce tam mutlu olmuşken parkta oynamakta olan ve annesi gitmeleri gerektiğini söyleyince kendisini yere atıp avazı çıktığı kadar ağlayan 2 yaşlarında bir çocuk ve yine eve gitmek istemediği için kaydırağın tepesinden inmeyerek anne ve babasına terler döktüren yine aynı yaşlarda başka bir çocuk görünce biraz tedirgin olmuyor değil insan. 2 yaşlarında diye belirttim çünkü bu yabancı kardeşlerimizin terrible two diye adlandırdıkları ergenlikimsi ve çocukların asileştiği bir yaş. Yani anlaşılıyor ki o dönemde parklar çok çok büyük önem kazanacak ve biraz uzun kalmamız gerekecek parkta :-))) E napalım bizde şimdiden antreman yapacağız. Evimizin yanıbaşında park olması o açıdan bizim için avantaj. Bazı arkadaşlar ooo yanınızda oyun parkı var yandınız siz eve zor girersiniz deseler de biz de eşimle birlikte açık hava ve parkları seven insanlar olarak bunu sorun olarak görmüyoruz. Ne de olsa bir de Erni'miz var onun için de çok önemli bu parklar.
Haftasonu aynı zamanda yine faydalı bir iş yaptım, kendime bir haftalık program hazırladım ve bu programa uyuyorum ve yapmak isteyip de fırsatım yok dediğim şey kalmıyor. Bundan sonra her hafta o hafta için yapmam gerekenlerle bu programı güncellemeye karar verdim.
Programın ana(:)))hatları şu şekilde:
Sabah:
05:30 Kalkış
05:30-05:50 Spor (Kondisyon Bisikleti)
05:50-06:00 Duş ve Hazırlanma
06:00-06:30 Kavin'le zaman geçirme ve kahvaltısını hazırlama
06:30 Evden çıkış
07:15: İşe geliş (Evet ben 07:30-16:30 arası çalışıyorum)
12:00-13:00 İşte bu 1 saat çok önemli. Bu gün içerisinde %100 kendime ayırdığım bir zaman dilimi ve çalışan anne olmanın en önemli avuntusu. Bu saatte şunları yapıyorum:
- Eğer sabah bisiklet sporumu yapamadıysam, ofiste spor salonuna gidiyor ya da kampuste yürüyüş yapıyorum. Tam 1 saat olduğu için üzerimi değiştirmem de işin içinde olduğundan bu günlerde hızlı bir öğle yemeği yiyorum (ya ufak bir salata, ya çorba ya da bir sandviç)
- Manikür-Pedikür-Fön (Öğle arasında bunları hallettiğim günler de oluyor ve çok iyi hissediyorum)
- Yemeğimi alıp ofise gelip, kapımı kapatıp bir taraftan ruh halime bağlı olarak ya kitap okuyorum, ya internetten birşeyler okuyorum, ya annemi ya da sevdiğim arkadaşlarımdan birini arayıp laklak yapıyorum.
- Bazen de yani sık sık evi skyple'la arayıp yavrumla konuşuyorum :-)))
- Nadiren de kafamı koyuyorum masama ve uyuyorum (Zzzzzzzzz!!!)
17:30 Eve geliş
17:30-18:30 Ailecek çay keyfi ve Kavin ve Erni'yle oyunlar ve genelde parkta salıncak keyfi.
18:30-19:00 Akşam yemeği hazırlığı
19:00 Kavin Banyo
19:15-20:00 Hep beraber akşam yemeği arkasından masa toplama (Erni de mamasını yiyor)
20:00-20:30 Kavin'le uyku öncesi oyunlar bazen kitap okuma çabalarım (kitabı elimden alıp resimlerini incelemeyi tercih ediyor :-))))
20:30-21:00 Kavin'i uyutuyorum
21:00-21:30 ortalık toparlama, bazen ütü, bazen çamaşır katlama, bazen toz alma, bazen yerleri paspaslama
21:30-23:00 Kocayla sohbet, kitap okuma, müzik dinleme ve blog yazma
23:00 Uyku
Farkettiyseniz programda televizyon izlenen bir zaman aralığımız yok. Çünkü biz televizyon diyetindeyiz, haftanın bazı günleri Kavin'in uyuduğu saatlerde açıyoruz. Bu diyet sadece Kavin'e televizyon izlettirmek istemediğimizden değil, kendimiz de hayattan keyif almak ve iletişimde bulunmak için :-))) bunu uyguluyoruz ve çok memnunuz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)